Hoşlandığımız birinin adını arama çubuğuna yazıp hiçbir şey bulamadığımızda yaşadığımız o küçük şaşkınlık, bugünün en tanıdık dijital hâllerinden biri. Uzmanlar profilsiz insanın cazibesini gizeme, özgüvene ve ‘herkes gibi olmama’ algısına bağlıyor; üstelik Gen Z de akıllı telefonu bırakıp tuşlu cihazlara dönüyor. İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre Gen Z’nin yüzde 29’u son bir yılda en az bir sosyal medya uygulamasını sildi.
Uzmanlara göre cazibenin asıl kaynağı, profilde ne olduğu değil; aramaya rağmen hiçbir şey bulunamamasının yarattığı merak.
İlişki uzmanı James Preece, VICE’a verdiği demeçte mekanizmayı şöyle özetledi: ‘Birini stalklayıp neler yaptığını öğrenemiyorsanız, merak edersiniz.’ Yani ulaşılamazlık tek başına bir çekim unsuru. Randevu koçu Hayley Quinn de gizemin, her şeyin açık olduğu bir profilden daha işe yarayabileceğini, insanları gerçek hayatta konuşmaya ittiğini belirtiyor.
Özgüven algısı da işin içinde. Sarah Murray aynı yazıda, çevrimdışı olmanın kişinin kendi başına rahat olduğunu gösterdiğini, bunun da çekici bir özgüven olduğunu söylüyor. Swansea Üniversitesi’nden Psikolog Dr. Alex Jones’a göre ise sosyal medyayı az kullanmak ya da hiç kullanmamak, genellikle daha az kendini beğenmiş bir kişilik tipiyle ilişkilendiriliyor.
Bir de ‘yanlış kare’ meselesi var: Profili olmayan birinin vintage filtre kullanmasına ya da öfkeli tweet atmasına tanık olamazsınız. 2023’te 1000 Amerikalı bekâr üzerinde yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 19’u sosyal medyası olmamayı çekici bulduğunu söylerken, yüzde 80’i partnerle çevrimdışı tanışmak istediğini belirtti.
Yazıda şu da not düşülüyor: Çekim ilk adımı atar, gerisini gerçek uyum belirler.
Scarlett Johansson, sosyal medyayı bırakma nedenini çocuklarıyla geçirdiği zamana bağlıyor.
Dünyaca ünlü oyuncu Scarlett Johansson, sosyal medyadan uzak durma kararını açıklarken önceliğini net biçimde ortaya koydu. Johansson, çocuklarıyla ilgilenirken başka şeyleri kaçırdığını fark etti: ‘Çocuklarımla uğraşırken daha farklı şeyleri kaybettiğimi düşündüm.’
Bu cümle, çevrimdışılığın çoğu zaman bir ‘gösteriş karşıtlığı’ değil, zaman yönetimi kararı olduğunu hatırlatıyor. Ünlü bir ismin hesabının olmaması, ona dair merakı azaltmak yerine artırıyor; çünkü paylaşılmayan her karenin yerini hayranların kendi hayal gücü dolduruyor.
Colin Firth ise evdeki özel anların kendisine ait kalmasını istediği için ekranlardan uzak duruyor.
Oscar ödüllü oyuncu Colin Firth’ün gerekçesi mahremiyet. Firth, evdeyken yaşadığı anların kendisine ait kalmasını istediğini söylüyor: ‘Evde olduğum zaman bana özel anların bana ait kalmasını istiyorum.’
Günümüzde her akşam yemeği, her tatil karesi paylaşılabilir bir içeriğe dönüşürken, bir ünlünün bu anları hiç paylaşmama tercihi başlı başına bir tavır olarak okunuyor. Hayranlar için de Firth’ün hayatı, seçilmiş birkaç röportaj ve rolün ötesinde kapalı bir kutu olarak kalıyor.
Olivia Colman’ın itirazı ise gizemden çok platformların giderek sertleşen havasına yönelik.
Oscar’lı oyuncu Olivia Colman, sosyal medyadan uzak durmasını platformlardaki ruh haline bağlıyor. Colman, ‘Herkes herkesten nefret ediyor gibi. Artık nefret yayıyor’ diyerek kullanıcıların birbirine karşı tutumunu eleştiriyor.
Bu bakış, profilsizliğin cazibesinin yalnızca gizemle açıklanamayacağını gösteriyor. Bazı insanlar için hesap açmamak, tartışmaların, linçlerin ve karşılaştırmaların dışında kalmanın bir yolu.
Brad Pitt’e göre sosyal medyanın artık ona katacak bir şeyi kalmadı.
Hollywood’un en çok konuşulan isimlerinden Brad Pitt, konuya sade bir cümleyle yaklaşıyor. Pitt, sosyal medyanın şu anda kendisine katacağı bir şey olmadığını düşünüyor: ‘Artık şu anda bana katacağı bir şeyi olmadığını düşünüyorum.’
Pitt’in tavrı, hesap kapatan ünlülerin çoğunda tekrar eden bir kalıbı gösteriyor: Karar çoğu zaman bir tepkiden çok, ‘bana ne veriyor?’ sorusunun cevapsız kalmasından doğuyor.
Peki sizce hangisi daha çekici?
Sosyal medyada olmamak mı?
Yoksa sosyal medyada her an göz önünde olup anlık ilgi çekmek mi?
Yorumlarda buluşalım 👇