Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Bahar Kaboğlu, 1992 yılında Giresun’un Görele ilçesinde doğdu. Eğitime önem veren bir ailede büyüyen Bahar, çocukluk yıllarından itibaren kendi ayakları üzerinde duran, kimseye muhtaç olmadan yaşayan bir birey olması yönünde teşvik edildi. Liseyi Giresun Eynesil Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra 2010 yılında üniversite eğitimi için Kütahya’ya gitti. Dumlupınar Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 2014 yılında mezun oldu. Eğitimini daha ileriye taşıma hedefiyle mezuniyetinin ardından hem iş arayışına girdi hem de ALES’e hazırlandı. Üniversiteden mezun olduktan yalnızca üç ay sonra İstanbul’da özel bir bankada işe başlayarak profesyonel kariyerinin ilk adımını attı.

Bankacılık kariyerinin yanı sıra eğitim hayatını da sürdürmek isteyen Bahar, işe başladıktan 7-8 ay sonra Beykent Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları ve Örgütsel Değişim alanında tezli yüksek lisans eğitimine başladı. Ders dönemini 4 üzerinden 3,71 not ortalamasıyla başarıyla tamamladı. Ancak tez aşamasına geçtiği yıl yaşadığı ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle eğitimini tamamlayamadı. Bu süreçte yaşadığı zorluklara rağmen eğitim hedeflerinden vazgeçmeyen genç kız, hem mesleki gelişimini sürdürmek hem de kariyerinde daha ileriye gitmek amacıyla yeniden yüksek lisans yapmaya karar verdi. Bu kez Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi programında eğitimine devam eden Bahar, yüksek lisansını 4 üzerinden 3,60 not ortalamasıyla başarıyla tamamladı.
“Eğitim hayatımdaki en zorlu dönemlerden biri, Beykent Üniversitesi’nde tez aşamasındayken yaşadığım ciddi sağlık sorunuyla başladı. Henüz 24 yaşındayken böbreklerimden birinin işlevini büyük ölçüde kaybettiğini öğrendim. Benim için hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yıpratıcı bir süreç başladı. Birçok doktor ve hastaneye başvurdum ve böbreğimin yalnızca yüzde 6 oranında çalıştığını öğrendim. Böbreğimde sık sık gelişen enfeksiyonların sağlığımı ciddi şekilde etkilemesi üzerine böbreğimin alınmasına karar verildi. Şikâyetlerin başlamasından teşhis ve tedavi sürecine, ameliyattan sonraki uzun iyileşme dönemine kadar pek çok zorlukla mücadele ettim ve yüksek lisans tezini tamamlayamadım. Yaşadığım sağlık sorunu, hayatımın ve eğitim sürecimin en yıpratıcı dönemlerinden biri olarak hafızamda yer etti.”
11 YIL BANKACILIK YAPTI
2014 yılında başladığı bankacılık kariyerini Mayıs 2025’e kadar sürdüren Bahar, 11 yıl boyunca operasyon müdürlüğü ve genel müdürlük bünyesinde farklı birimlerde görev yaptı. Kurumsal hayattaki kariyerini geride bırakarak pazarcılığa yönelen genç kadın, bu kararını “Tamamen ekmek davası” sözleriyle anlatırken, yaşadığı zorlu süreci ve yeni bir başlangıç yapma hikâyesini şöyle aktardı: “Kariyerimi sürekli ileriye taşımayı hedefliyor; mesleki deneyimimi ve yetkinliklerimi geliştirmek için her zaman kendime yeni şeyler katmaya çalışıyordum. 2024 yılında evdendim ve Mayıs 2025’te evlilik nedeniyle işten ayrılma hakkımı kullanarak 11 yıldır çalıştığım bankadan ayrıldım. Mesleki deneyim, eğitim geçmişim ve yetkinliklerim sayesinde kısa sürede başka bir bankada iş bulabileceğimi düşünüyordum. Ancak hayat, beni peş peşe zorlu sınavlarla karşı karşıya bıraktı. Aynı yıl, iki-üç ay arayla iki bebeğimi düşük yaptım ve yaşadığım acı nedeniyle bir süre iş arayışına ara vermek zorunda kaldım. Ardından eşimle yollarımı ayırma kararı aldım ve Mart 2026’da boşandım.”
Mart 2025 ile Mart 2026 arasındaki dönemi hayatının en zorlu süreçlerinden biri olarak tanımlayan Bahar, bir yıl içinde işini, kariyer düzenini ve evliliğini kaybetmenin yanı sıra bebek kayıplarının acısıyla da mücadele etti. Bir yandan yaşadığı zorlukların üstesinden gelmeye çalışırken diğer yandan iş başvurularını sürdürdü. Ancak tüm çabalarına rağmen bir türlü istediği işe giremedi. Böylece yıllarca emek vererek kurduğu hayatını yeniden şekillendirmek zorunda kalacağı bir döneme girdi.

‘İŞ BULMA UMUDUM AZALDI’
İstanbul’da kirada yaşadığını ve hayatını sürdürebilmek için çalışmak zorunda olduğunu anlatan Bahar, bir süre ailesinin daha önce sağladığı maddi imkânlarla ve kendi birikimleriyle geçimini sağladı. Ancak zamanla birikimleri tükenmeye, iş bulma umudu da azalmaya başladı. İşsiz geçirdiği 10 ayın ardından kendi kendine, “Galiba benim bu hayattaki rızkım bitti” diye düşündüğünü anlatan genç kadın, anneannesi ve amcasının, “Rızkım bitti ne demek kızım. Rızık biterse ömür biter” sözlerinin hayata bakışını değiştirdiğini söyledi. Bu sözlerin ardından bir yerlerde kendisi için de bir rızık olduğuna inanmaya başladığını belirten Bahar, tam da bu dönemde daha önce aynı bankada çalıştığı ve şimdi tezgah açan arkadaşı Gamze’nin kendisine pazarcılık yapmayı önerdiğini anlattı.
‘ALIŞVERİŞ YAPMAK İÇİN BİLE PAZARA GİTMEDİM’
Arkadaşının, “Bahar, benim gibi pazara çık” teklifine ilk başta şaşırdığını dile getiren Bahar, “Nasıl olur? İnsanlar ne der? O kadar okuduk, o kadar kariyer yaptık. Ailem ne der, akrabalar ne der?” diye düşündüğünü söyledi. Ancak arkadaşı Gamze, bu süreçte ona yol göstermeye ve cesaret vermeye çalıştı. Bahar, pazarcılık fikrini düşünmeye başlasa da hayatında alışveriş yapmak için bile neredeyse hiç pazara gitmemişti. Önce arkadaşlarıyla, ardından babası ve annesiyle bu fikri paylaşan genç kadın, arkadaşlarının tamamından destek gördü. Hatta bazı arkadaşları kendisine yardım edebileceklerini, birlikte tezgâh açabileceklerini söyledi.
‘PAZARA ÇIKMA FİKRİNİ KABULLENEMEDİM’
Babasına ise kararını hayata geçirmeden önce kendisini nasıl karşılayacağını merak ederek, “Baba, pazara çıkıp tezgâh açsam benden utanır mısın?” diye sordu. Babasının yanıtı, “Neden utanayım? Yeter ki helal şekilde para kazan” oldu. Ailesi ve arkadaşları ilk etapta pazarcılık fikrine destek veriyor gibi görünse de bir yandan da yeniden bankacılığa dönmesi için çaba gösteriyorlardı. Bahar ise tüm girişimlerine rağmen bir türlü bankada iş bulamıyordu. Ailesi bu süreçte giderlerini karşılamaya devam ederken o, pazara çıkma fikrini henüz kendi içinde kabullenememiş ve ilk adımı atmaya cesaret edememişti. Derken işsiz geçirdiği süre 16 aya ulaştı.
“İşsiz geçirdiğim 16 ayın ardından artık pes ettim. Önümde iki seçenek vardı: Ya 2010 yılında geldiğim İstanbul’daki hayatımı geride bırakıp yıllar sonra memleketime dönecek ya da yıllar içinde kurduğum düzeni yeniden, sıfırdan inşa edecektim. Sonunda pazarcılığı denemeye karar verdim. Ancak bu kez de ailemin endişeleriyle karşılaştım. Uzun yıllardır ticaretle uğraşan babam, elimdeki sermayenin bu iş için yeterli olmayacağını ve pazarlarda yer bulmanın kolay olmadığını söyledi. Babam, bankalara ve şirketlere başvurarak yeniden bankacılığa dönmemi istedi. Ben de babama, ‘Beni desteklemediğini anlıyorum ama en azından engel olma. Denemek istiyorum. Batarsam batarım, yapamazsam yapamam ama en azından denemiş olurum’ dedim. Bu süreçte kuzenimden gelen destek, hayatımda yeni bir sayfa açmamı sağladı. Kuzenim, ‘Bu işi yap, çık pazara. Arkandayım. Ne kadar sermaye lazım?’ diyerek bana cesaret verdi.”

İKİ POŞETLE BAŞLADI, 8’E ÇIKARDI
Böylece Bahar kendisini toptancıların arasında buldu. Yalnızca iki çeşit alt giyim ve sekiz çeşit üst giyim ürünü olmak üzere toplam 10 ürün çeşidiyle işe başladı. Bir sabah saat 05.00’te elinde iki poşet ürünle pazara giderek esnafa, “Abi, ben tezgâh açmak istiyorum, yer var mı?” diye sordu. Küçük bir sermayeyle ve sınırlı ürün çeşidiyle başlayan bu yolculukta bugün 35-40 farklı ürün çeşidine ulaştığını belirten genç kadın, haftanın beş günü, 7-8 büyük poşet ürünle pazara çıkıyor. Kadın dış giyim ürünleri satan ve pazardaki kazanç konusunda net bir şey söylemesinin doğru olmayacağını söyleyen Bahar, “Çünkü günlük ciromuzu etkileyen pek çok faktör var. Elinizdeki ürünler aynı olsa bile satış yaptığınız pazarın konumu, müşteri kitlesi ve potansiyeli, kurduğunuz tezgâhın büyüklüğü ve şekli, pazarın hareketli bir noktasında yer alıp almamanız, sağınızda solunuzda hangi ürünlerin satıldığı hatta hava şartları bile cironuzu etkileyebiliyor” dedi ve ekledi:
“İşsiz olanlara, ‘Rızkın sana gelmiyorsa, sen ona gideceksin’; işinden memnun olmayanlara ise ‘Rızkınız için yer değiştirin’ demek isterim. Benim bu kararı alıp harekete geçmem tam beş ay sürdü. Pazara çıktığım ilk günün sonunda kendi kendime, ‘Keşke bu kadar beklemeseydim’ dedim. Tam 16 ay sonra ilk kez kendi emeğimle para kazanmanın verdiği mutlulukla hüngür hüngür ağladım. Benim pazarcılık yolculuğum, hayatta ayakta kalma ve her şeye sıfırdan başlama mücadelesiyle başladı. Tanıdığım birçok kişi de işten çıkarılma, iş bulamama, kurumsal hayatın zorlukları, iş yerindeki baskılar veya düşük maaşlar nedeniyle bu yola girdi.”
‘KEŞKE DAHA ÖNCE BAŞLASAYDIM’
“Pazarcılık kolay bir iş değil ama bir o kadar da zevkli” diyen Bahar, bu değişimi yapmak isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu: “İçlerindeki soru işaretlerini gidermek isteyenlere, hafta sonu pazarlarında bir veya iki ay deneyim kazanmalarını öneririm. Bu işe başlarken borçlanmadan ilerlemelerini, çok fazla stokla, çeşit çeşit ürünle ve büyük bir sermayeyle işe girmemelerini tavsiye ederim. Çünkü büyük oynayan, büyük kaybedebilir. Ben garantici bir insan olduğum için küçük bir bütçeyle başladım ve riskimi minimum seviyede tuttum. Hiç satış yapamasam bile beni zarara sokmayacak bir bütçeyle yola çıktım. İlk bir iki hafta kazandığım paranın neredeyse tamamını sermayemi büyütmek ve ürün çeşitliliğimi artırmak için kullandım. Yani dış kaynak kullanmadan, borçlanmadan, kendi öz sermayemi yine kendi kazancımla büyüterek ve ürünlerimi çeşitlendirerek ilerledim. Hâlâ da bu şekilde, adım adım yoluma devam ediyorum. Bütün zorluklarına rağmen, bu işe başlamak için bu kadar uzun süre beklediğimden pişmanım. Şimdi dönüp baktığımda, ‘Keşke daha önce başlasaydım’ diyorum. Çünkü işimi severek ve büyük bir keyifle yapıyorum. Meğer rızkım buradaymış.”